Farklı Konular, Ortak Duygular

Hraç Arslanyan

Uzun süredir planladığım kuyumculuk sanatının ustaları ile röportaj ve söyleşi yazılarıma artık başlıyorum. İlk konuğum Hraç Arslanyan. Bir çoğunuz tanıyor olabilirsiniz kendisini, namı ün salmış, bu toprakların kıymetli ustalarından. Benim amacım ustalar ile röportaj serisine bloğumda yer vermekti, yalnız Hraç Ustamızın yazısı klasik bir röportaj yazısından biraz farklı olsun istedim. Kendisi ile bugüne kadar yüzlerce klasik röportaj yapıldı, hepsini google’dan rahatlıkla bulabilirsiniz. Ben size Hraç Usta’yı ilk ağızdan tanıtmak istedim.

Şimdi gelelim Hraç Arslanyan kimdir? Öncelikle kendisinin hem öğrencisi hem de çalışanı olarak insanların pek üstünde durmadığı bir gerçekten bahsedelim. Bir usta kolay yetişmiyor bunu çok iyi öğrendim. Her şeyinizle çok iyi olmalısınız. 13 yaşında başlayan kuyumculuk eğitimi, askeri okullardaki gibi disiplinli ve sert geçmiş. İşte bu yüzden tasarımlarında da kusursuzluğu rahatlıkla görebilirsiniz. Mükemmeliyetçi, disiplinli ve dikkatli biri. Ben birazcık sizlerden şanslıyım, çünkü kendisini çalışırken izleme fırsatım oldu ve o zaman daha iyi anladım  TRT’nin neden kendisine Büyük Ustalar Belgeselinde yer verdiğini ve neden ona Büyük Usta dediğini. (Yaptığı onca güzel tasarımlarına rağmen oldukça alçak gönüllü biri. O yüzden kızıyor biraz Büyük Usta dendiği zaman ama ben yine de söylüyorum)

Eşsiz bir çalışma stili var. Kendisini tezgahta çalışırken izlediğim ilk andan bahsetmek istiyorum… Bir köşede oturmuş neler yapıyor meraklı gözlerle izliyorum, Vivaldi çalıyor arka fonda. (Usta klasik müzik olmadan asla çalışmaz) Usta müziğin ritmine göre çalışıyor, parmaklarıyla metale şekil vermiyor sanki adeta bir piyano ya da keman resitali veriyor… Muhteşem bir andı ,çok etkilenmiştim… 🙂

Tasarımlarından bahsetmeden önce şunu belirtelim, kendisi dünyada bilinen tek murassa ustası. Murassa değerli objeleri değerli taşlarla süsleme sanatı. Murassa ustası olabilmeniz için kuyumculuk dalının en az 5 bölümünü çok iyi bilmeniz gerekiyor. Yani diyeceğim o ki her yiğidin harcı değil bu işi icra etmek.

En keyif alarak yaptığı işler mercan, turkuaz, malahit gibi değerli ve yarı değerli taşlarla yaptığı tasarımlar. Her biri adeta kıymetli bir tablo gibi, çok özel  parçalar. Özel parçaların yanı sıra klasik mücevher ürünleri de yapmakta. Ürün yelpazesi geniş diyebiliriz. Ürünlerinin her biri el emeği ile ince ince yapılıyor, insan izlerken bile hayret ediyor nasıl yapılabilir bunlar…

Kuyumculuk mesleğinin en kötü tarafı tasarımların çok kolay bir şekilde kopyalanabilmesi, yani çalınması… Ancak ustamız bu konuda çok şanslı. Neden diye soracak olursanız burası en keyifli bölümü… Tasarımların yapım aşamasında fotoğraf çekmeme izin verdiğinde çok şaşırdım, usta çalınmaz mı dedim tasarımlar, merak etme yıllardır kopyalamaya çalıştılar ama olmadı dedi. Çünkü kalıba alınacak işler değil hiçbiri, taşın şekline göre yapıldığından kopyalamak biraz zor, hatta imkansız.

Bu topraklarda yaşayan muhteşem kıymetlerden biri Hraç Usta; insanlığıyla, ustalığıyla, bilgisiyle her zaman öğrenecek ne çok şey var ondan. Yeni bir okul benim için usta ile çalışmak. Umarım her biriniz benim kadar şanslı olursunuz ve  işinin ehli ve en iyisi ile çalışma şansı yakalarsınız …

Sevgi ile kalın…

Bir sonraki yazımda Kapalıçarşının kıymetli hazinelerini okumaya devam…