Farklı Konular, Ortak Duygular

Hagop Erol Bahadıroğlu

Kapalıçarşı ile röportaj serisine devam ediyoruz. Üçüncü konuğum Sadekar Ustası Hagop Erol Bahadıroğlu.

1979 yılında Avedis Andonyan Ustanın yanında çırak olarak Kapalıçarşı’ya ilk adımını atmış. 1989 yılında kendi atölyesini kurmuş ve bugüne kadar yirmiden fazla kalfa yetiştirmiş.

Hagop Usta Platin madeni ile çalışan nadir ustalardan biri. Nadir, çünkü Kapalıçarşı’da iki bilemediniz üç tane platin ustası var. Platin, madenler arasında en pahalı  olanı ve en az bulunanını. 18.yy’da Kral XV Louis platini ‘Krallara layık bir metal’ olarak tanımlamış. Zarafet simgesi haline geldiğinden ve yüksek mukavemet derecesi nedeni ile özellikle tercih edilmekte. Platin madenine şekil veren Hagop Usta, çarşının önemli kıymetlerinden biri. Tasarımlarında ki kusursuzluk ve ihtişam tarif edilemeyecek kadar güzel. Tasarımlarında kullandığı değerli taşların kalitesi çok iyi, her birinin kalitesi hemen hemen aynı. Özellikle yakut, safir, zümrüt ve barok inciyi kullanmayı sevdiğini söylüyor.

Usta olmayı nasıl tanımlarsınız diye sorduğumda, derin bir nefes alarak ‘sorumluluğu çok ağır, devamlı üretken olmalısın, kişiye özel tasarımlar gerçekleştirdiğin için çok iyi araştırmacı ve gözlemci olmalısın; müşteriyi, ürünü, madeni çok iyi bilmelisin’ diyor. İşin özeti; ‘Usta olmak için donanımlı olman, donanımlı olman içinse tecrübe gerekiyor ve tecrübede çok yanılmaktan geçiyor’ diyerek aslında Usta olmanın çokta kolay bir iş olmadığını bize anlatıyor.

Mesleğime âşık değilim, çünkü aşka inanmıyorum diyor. Ama mesleğiyle arasında tarif edilemeyecek kadar güçlü bir bağın olduğundan bahsediyor.

Kapalıçarşı’yı nasıl tarif edersiniz diye sorduğumda, ‘Kendine has bir kültürü var, sosyal ama aynı zamanda da asosyal bir yapı, burada ciddi bir bilgi ve tecrübe birikimi var’ diyor. Ona göre Kapalıçarşı, gizli kalmış sırlarıyla kendini dünyaya kapatıyor…

Çalışırken çok ciddi ve disiplinli, röportaj sırasında, ‘farkındaysan yüzüne bakarak konuşmuyorum, çünkü çalışıyorum ve işimi hatasız yapmam gerekiyor’ diyerek tatlı bir usta fırçası da çekmeyi ihmal etmiyor 🙂

Tasarımlarında Art Nouveau – Art Deco ve Victoryan tarzını benimsemiş. Ürünleri incelediğinizde de bunu rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Usta, doğadan ve mimariden ilham aldığından bahsediyor. Doğadan esinlenen kıymetli Usta’ya ‘peki, takıların hareket ediyor mu?’ diye sorduğumda ‘hareket etmeyen takı olur mu hiç diyerek gülüyor’. Yaptığı tasarımlarda, sadekarlığın yanında mühendislik bilgisi de ön plana çıkıyor.

Müşteri profilini merak edip soruyorum, ‘takı takan değil mücevher takan müşterilerim’ var diyor. Mücevherin ruhundan anlayan müşterilere sahip olmak büyük bir ayrıcalık son zamanlarda…

Kapalıçarşı da yaşadığı bir anıyı anlatmasını istediğimde, ‘bir gün yüzük siparişi aldım ürünü yaptığım ikinci gün sipariş eden müşteri atölyeme geldi ve ürün bitene kadar yanımda durdu’ diyor. ‘Ürünü teslim ettiğimde, müşteri işçilik için ne kadar ödemesi gerektiğini sordu, bende utana sıkıla o zamanın parası ile üç yüz elli bin TL dedim, adamda hayır diyerek tezgâha beş yüz bin TL bıraktı’ diye anlatıyor. ‘O an çok şaşırdım ve halada gülümseyerek hatırlarım’ diyerek hoş anısını bizimle paylaşıyor. İnsan emeğinin karşılığını almak çoğu kez zordur bizim tarzımız ülkelerde, o yüzden bu anıyı duymak beni de mutlu ediyor.

Hagop ustanın atölyesini çok sevdim düzensizlik içinde düzene sahip. Müze gibi, merakımdan her şeye dokunup bakmak istiyorum ama bir yandan da korkuyorum ustalar izin vermeden bir yere oturmamalısınız ve dokunmamalısınız. İzin alabildiğim kadar fotoğraf çekip, kendisini izledim.

Hagop usta deniz derya olacak kadar bilgiye ve tecrübeye sahip. Çalışırken hayran kalarak izledim. Her bir hareketinde derin bir bilgi birikimine sahip olduğunu hissedebiliyorsunuz.

Kapalıçarşı’nın kıymetlerinden olan Hagop Ustayı tanıdığım için çok şanslıyım. Madene hayat veren, üreten kalbin ve parmakların hep çalışsın usta. İyi ki bu topraklarda senin gibi kıymetler var…

Sevgi ile kalın.

Bir sonraki yazıda acaba hangi ustanın atölyesini ziyaret edeceğiz…