Kapalıçarşı röportajlarına devam ediyoruz, altıncı konuğum Bilge Gürsoy… Kapalıçarşı’ya tepeden düşen ustalardan. ”Ben hiç çırak olmadım direk kalfalıktan başladım” diyor. Okullu ustalardan yani, zamanla mektepli ustalıktan alaylı ustalığa geçiş yapmış…
2008 yılında düzenlenen TAJ Mücevher yarışmasında birincilik ödülü almış ve başarısı tescillenmiş… Alışılmışın dışında, yeniliklere açık, modern ustalardan…
Nasıl mutlu oluyorum kadın başarılarını duyunca anlatamam. Daha bir hevesli soruyorum her sorumu. Başarı ve Kadın birbirine çok yakışan kelimeler. Bilge de bunun vücut bulmuş hali olarak çıkıyor kaşımıza…
Usta olmayı tanımlar mısın dediğimde ”ay ben usta mıyım?” diye tepki alıyorum. Bu arada en son çalıştığı yerde ”Usta Başı” olarak çalışmış biri bunu söylüyor. Kıymetli ustaların mütevaziliği beni öldürecek yakında… Öyle havadan da usta değil hani; sağlam, becerikli, başarılı, üretken, yaratıcı… Bizim gibi ülkelerde elinin hamuruyla erkek işine karışma diyenlere inat yirmi yıldır devam ediyor işine. ”Kimse inanmadı sadekar olduğuma, sen yapamazsın, iki tel kıvırıyorsundur dediler” diyor, ama zamanla ispatlamış başarısını ve ustalığını…
Tasarımlarına bakanlar bu Bilge’nin diyebiliyorlar mı diye sorduğumda, beni tanıyanlar evet benim ruhumu ve dokumu tasarımlarımda hisseder diyor.
Bilge o kadar mütevazi ki onu konuşturmakta çok zorlanıyorum. Bana yazacak kelimeler ver lütfen diye yalvarırken buluyorum kendimi.
Kapalıçarşıyı tarif etmesini istediğimde burası çok büyük ama çokta küçük diyor. Bunu bilen bilir, Kapalıçarşı dışındaki insanlar için burası hep bir sır olarak kalacak. Belkide ihtişamı, sırlarındandır…
İnsanı şaşırtan bir hayat kesitinden bahsediyor bana. Çalıştığım kıymetli bir ustanın yanından ayrıldıktan sonra uzun süre tasarım yapamadım, tezgaha oturamadım çünkü yaptıklarım diğer tasarımlara benzer ve ustaya saygısızlık olur, beni yanlış anlar diye düşündüm diyor. Az çok Kapalıçarşıyı biliyorsa insan inanamıyor duyduğuna… Normalde ustanın yanından ayrılan kalfalar ustaların müşterilerine gidip ustanın yaptığının yarısına yaparım diyerek müşteri kapmaya çalışırken ve röportajlarım sırasında bütün ustalardan bu isyanı duymuşken şimdi bu kadar hassas davranan biri ile karşılaşmak beni şaşırtıyor ve mutlu ediyor. İşte bu yüzden usta olmak ayrı bir meziyet ya. Bu nedenledir ki birileri Kalfa olarak kalırken birileride Usta olabiliyor…
Bilge Kapalıçarşı’nın gizli kalmış hazinelerinden. İnanıyorum bir gün herkes kendisini tanıyacak ve tasarımlarını inceledikçe, dokusunu hissettikçe hayran kalacak.
Ziya Paşa’dan alıntı yaparak bir usta nasihatı veriyor röportaj bitmeden, ”ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”…
iyi ki varsın Bilge Usta.