Kapalıçarşı ustaları ile röportaj serisine devam ediyoruz,yedinci konuğum Sadekar Ustası Sevan Baloğlu. okulda iyi olmadığı için 16 yaşında Kapalıçarşı’ya yetiştirilmek için gönderildiğinden bahsediyor. İlk ustası Garbis Usta, ardından Kamer Fenerciyan, onun ardından ise asıl el aldığı ustası, Avedis Kendir olmuş hocaları. Şu zamana kadar 4 kalfa yetiştirmiş. Bunu söylerken de şuan için yetiştirecek insan yok bu da sanatın git gide yok olması diyor. Hemen hemen her ustanın dert yandığı bir konu yetiştirilecek çırak olmaması. İnsanlar öğrenmek istiyorlar ama kimsenin gerçek bir çırak ya da kalfa gibi sabretmeye tahammülü yok diyor, kısa yoldan bir şeyler öğrenip hemen gitmek istiyorlar… Bu da bu sanatın doğasına aykırı bu durum diyor…
Madenin en çok 18K yeşil rengini kullanmayı sevdiğinden bahsediyor… Renkli taşları seviyor ve pırlanta olarak da bir çok ustanın tercih ettiği gibi o da karavana’yı kullanmayı tercih ediyor. Ancak son zamanlarda ekonomik sebeplerden dolayı iyi taşlar yerine fiyatı uygun olanları daha çok kullanır olduk, birde 18K yerine 14K kullanmaya başladık diyor. Müşterinin bütçesine göre iş çıkarmaya çıkarttığından bahsediyor.
Tasarımlarında Art Nouveau – Art Deco tarzını benimsemiş. Tasarımları incelediğinizde bunu görebiliyorsunuz. Bir çok ustaya sorduğum gibi Sevan Ustaya da soruyorum ‘peki takılarınız hareket ediyor mu?’ diye… O da tabiki ‘evet’ diyor, hareketsiz takı olur mu 🙂
Usta ne demek diye sorduğumda, öğretmen demek her şeyi ondan öğreniyorsun, ailenden daha çok ustan ile vakit geçiriyorsun diyor. Birde işin şu tarafı var Ustan iyiyse çırakta iyi oluyor, çünkü ustanın artı ve eksisi çırağa yansıyor diyor Usta…
Kapalıçarşı’yı tanımlamasını istediğimde, buranın kocaman bir okul olduğundan bahsediyor. Uçsuz buçaksız bir bilgi kaynağı çarşı…
Madene hayat veren ellerin hep işlesin Sevan Usta…