İyilik yapmak güzel bir şeydir. Hatta çoğumuz için neredeyse bir yaşam felsefesidir. Sevdiklerimize, arkadaşlarımıza, hatta bazen tanımadığımız insanlara karşı iyilikle yaklaşmak bizi mutlu eder. Ama peki ya bu iyilik, zamanla içimize dönüp bize zarar vermeye başlarsa? İşte burada, çoğu zaman farkına bile varmadığımız bir gerçek karşımıza çıkar: Gereksiz iyilik, insanın kendisine yaptığı bir kötülüktür.
İyilik Her Zaman İyi Bir Şey mi?
Toplum olarak bize küçük yaşlardan itibaren öğretilen temel değerlerden biri “iyilik yap, iyilik bul” anlayışıdır. Ama bu öğreti, sınırları belirlenmemiş bir iyilik anlayışına dönüşürse, uzun vadede bizi tüketebilir. İyiliğin, sağlıklı ve karşılıklı bir denge içinde yapılmadığında, bazen sömürülmeye açık bir zayıflık haline gelebildiğini fark ederiz.
Bir düşünelim… Hayatında hiç “hayır” diyemeyen birini tanıyor musun? Belki de bu kişi sensin. Sürekli başkalarının işlerini halleden, onların dertlerini dinleyen, yardım isteyen herkese koşulsuzca destek veren biri. Peki ya tüm bunları yaparken kendini ihmal ediyorsan? Başkalarının mutluluğu için kendi mutluluğundan vazgeçiyorsan?
Gereksiz İyiliğin Psikolojisi
Gereksiz iyilik, çoğu zaman bilinçaltımızdaki bazı temel korkularla bağlantılıdır. Sevilmeme korkusu, reddedilme korkusu, yetersiz hissetme gibi duygular, bizi sürekli “verici” olmaya iter. İnsanların sevgisini ve onayını kazanmak için kendimizden ödün vermeye başlarız. Çünkü bir yanımız, “Eğer yeterince iyi olursam, insanlar beni terk etmez” diye düşünür.
Oysa ki, sınır koymadan yapılan iyilik, zamanla tükenmişlik sendromuna dönüşebilir. Sürekli başkalarının yükünü sırtlamaya çalışırken, kendi ihtiyaçlarımızı görmezden geliriz. Bu da zamanla içsel bir huzursuzluğa, tatminsizliğe ve hatta depresyona yol açabilir.
İyiliğin Doğru Dozunu Bulmak
Elbette kimse bencil bir insan olmak istemez. Ama unutmamak gerekir ki, sağlıklı bir iyilik anlayışı, önce kendimize değer vermekle başlar. Kendimizi ikinci plana atarak yaptığımız iyilikler, ne bizi ne de karşı tarafı gerçek anlamda mutlu eder.
Bu yüzden, iyiliği doğru zamanda ve doğru kişilere yapmak önemlidir. Herkese her zaman yetişmek zorunda değiliz. Birine iyilik yapmadan önce kendimize şu soruyu sormalıyız: “Bu iyilik gerçekten gerekli mi, yoksa sadece karşımdaki kişi beni sevsin, benden memnun kalsın diye mi yapıyorum?”
Eğer cevabımız ikincisiyse, belki de o iyiliği yapmadan önce biraz durup düşünmek gerekir. Çünkü birine iyilik yapmak, kendi ruhsal sağlığımızı feda etmek anlamına gelmemelidir.
Sonuç: Önce Kendine İyi Ol
Gereksiz iyilik, sadece başkalarının hayatını kolaylaştırmak uğruna kendi yaşamımızdan ödün verdiğimizde bir sorun haline gelir. Gerçek iyilik, sadece karşımızdaki kişiye değil, aynı zamanda kendimize de zarar vermediğimizde anlam kazanır.
Başkalarını mutlu etmek isterken kendini mutsuz etme. Bazen en büyük iyilik, öncelikle kendine iyi davranmaktır. Çünkü sen iyi oldukça, etrafına yaydığın iyilik de gerçek ve sürdürülebilir olur.