Farklı Konular, Ortak Duygular

Kabalık: Yeni Normal Mi?

Günümüzde nezaketin giderek yok olduğunu görmek beni derinden etkiliyor. İnsanların birbirine karşı duyarsızlaşması, küçük nezaket ifadelerini bile önemsememesi, toplumsal olarak nasıl bir noktaya geldiğimizi düşündürüyor. “Kolay gelsin” diyorum, cevap yok. “İyi akşamlar” diyorum, yüzüme bile bakmıyorlar. Kapıyı tutuyorum, teşekkür eden yok. Bu kadar basit ama anlamlı jestlerin bile karşılık bulamaması, insanın iç dünyasında zamanla bir kırgınlık yaratıyor.

Bu durumun psikolojik boyutuna baktığımda, insanların giderek daha bireyci ve hatta bencil hale geldiğini görüyorum. Günümüz dünyasında insanlar, özellikle de büyük şehirlerde, sürekli bir koşturmaca içinde yaşıyor. Kaygı, stres ve yorgunluk içinde, etraflarındaki insanlara karşı duyarlılıklarını kaybediyorlar. Duygusal olarak tükenen bireyler, başkalarına gösterecek ilgiyi ve nezaketi kendilerinde bulamıyor. Nezaket bir çaba gerektiriyor ve birçok insan bu çabayı göstermeyi gereksiz görüyor.

Tüm bunların içinde ben de kendi içsel savaşımı veriyorum. Zaman zaman kendime soruyorum: “Nazik olmaya gerçekten değer mi? İnsanlar bunu hak ediyor mu?” Çünkü insan, karşılık alamadığında ister istemez hayal kırıklığına uğruyor. Ancak şunu fark ettim: Ben başkalarının davranışlarını değiştiremem, ama kendi duruşumu koruyabilirim. Nezaket benim değerlerimden biri ve sadece karşılık almak için değil, kim olduğumu unutmayarak yaşamak için bunu sürdürmem gerekiyor.

Psikolojik olarak baktığımda, nezaketi korumak benim için bir tür direnç ve içsel denge meselesi. Zihnimde bir seçim yapıyorum: Karşımdaki insanlar kaba ve duyarsız olsa da, ben kendi benliğimi koruyacağım. Nezaketin azaldığı bir dünyada nazik kalmak, bana başkalarından bağımsız bir güç hissi veriyor. Çünkü ben, başkalarının kötülüğüne göre değil, kendi iyiliğime göre hareket etmeyi seçiyorum.

Sonuç olarak, insanların giderek daha kaba ve duyarsız hale gelmesi beni yoruyor, hatta zaman zaman hayal kırıklığına uğratıyor. Ama yine de nezaketten vazgeçmiyorum. Çünkü nezaket, sadece başkalarına gösterilen bir davranış değil, aynı zamanda insanın kendine duyduğu saygının bir yansıması. Kaba bir dünyaya inat nazik kalmak, başkalarının karakterine değil, benim kim olduğuma dair bir seçim. Ve ben, karşılık alamayacağımı bilsem de, dünyaya iyi bir iz bırakmayı seçiyorum.