Hayatı sadeleştirdiğimizde, aslında onun bize sunduğu kolaylıkları daha net görebiliriz. İnsan zihni doğası gereği olaylara anlam yükleme eğilimindedir, ancak bu anlamlar bazen hayatı olduğundan daha karmaşık ve zor hale getirebilir. İş, temel olarak belirli görevleri yerine getirip karşılığında maddi bir kazanç sağladığımız bir süreçtir. Ancak ona fazla anlam yüklediğimizde, işin kendisi değil, ona dair duygularımız ve beklentilerimiz bizi zorlayan unsurlar haline gelir.
Benzer şekilde, aile kavramı da doğuştan içinde bulunduğumuz bir yapı olsa da, ona yüklediğimiz anlamlar ilişkileri karmaşık hale getirebilir. Kabul etmek, olumlu yönleri görmek ve gereksiz çatışmalardan kaçınmak, duygusal yükü hafifletir. Arkadaşlık ilişkilerinde de benzer bir durum söz konusudur: Bize iyi gelmeyen ilişkileri sürdürmek, psikolojik olarak yorucu olabilir. İnsan, doğası gereği sosyal bir varlık olsa da, mutluluğu başkalarına bağımlı hale getirmek kaygıyı ve huzursuzluğu artırır.
Hayat, aslında temel ihtiyaçlar çerçevesinde oldukça basittir: Beslenmek, dinlenmek, uyanmak ve günlük rutinleri yerine getirmek. Ancak bizler, ona ek anlamlar yükleyerek çoğu zaman kendi yaşamımızı zorlaştırırız. Duygusal yükleri hafifletmek, hayatın akışına daha fazla uyum sağlamak ve gereksiz anlam karmaşasından uzak durmak psikolojik olarak daha dengeli bir yaşam sürdürmemizi sağlar.