Günlük hayatımızın büyük bir kısmını alışkanlıklarımız oluşturur. Sabah uyandığımızda yaptığımız ilk şeyden, gün içinde tükettiğimiz yiyecek ve içeceklere, akşamları nasıl vakit geçirdiğimize kadar her şey, farkında olmadan oluşturduğumuz rutinlerin bir parçasıdır. Peki, bu alışkanlıkların hayat kalitemiz üzerindeki etkisini ne kadar fark ediyoruz?
Alışkanlıklar, bir anlamda yaşamımızın standartlarını belirler. Bizi biz yapan şeylerin büyük bir kısmı, tekrarlayan eylemlerimizdir. Eğer bilinçli olarak geliştirdiğimiz rutinlerimiz, belirli bir düzenimiz yoksa, hayatın akışında savrulmamız kaçınılmaz olur. Günümüzü planlamadan, sadece o an ne gerekiyorsa onu yaparak yaşamak, bir süre sonra boşluk hissine neden olabilir. Çünkü insan, kendini güvende hissetmek ve hayatta bir anlam bulmak için belli bir düzene ihtiyaç duyar.
Ancak burada kritik bir nokta var: Alışkanlıkların hepsi bizim için iyi midir? Bazıları bizi güçlendirirken, bazıları da farkında olmadan enerjimizi tüketir, zihnimizi bulandırır ve bizi olumsuz bir döngüye sürükleyebilir. Örneğin, sabah erken kalkıp güne zinde başlamak bir alışkanlık olduğu gibi, gece geç saatlere kadar telefona bakmak da bir alışkanlıktır. Sağlıklı beslenmek bir rutin olduğu gibi, öğün atlamak veya işlenmiş gıdaları fazla tüketmek de alışkanlık haline gelebilir.
Bu noktada kendimize şu soruları sormak faydalı olabilir:
• Günlük hayatımda tekrarladığım eylemler neler?
• Bunlardan hangileri bana iyi geliyor, hangileri beni aşağı çekiyor?
• Hangi alışkanlıkları bırakmalı, hangilerini hayatıma dahil etmeliyim?
Bilinçsizce devam ettirdiğimiz olumsuz alışkanlıkları fark etmek ve bunları olumlu rutinlerle değiştirmek, hayatımızı kökten değiştirebilir. Çünkü alışkanlıklarımız yalnızca bugünü değil, gelecekte nasıl bir insan olacağımızı da belirler. Küçük bir değişiklik bile zamanla büyük bir dönüşümün başlangıcı olabilir.
Bugün bir durun ve düşünün. Hayatınızı nasıl bir düzen içinde yaşamak istiyorsunuz?