Son zamanlarda sıkça duyduğum bir serzeniş var: “Ben iyi bir insanım ama başıma hep kötü şeyler geliyor. İbadet ediyorum ama kazancım istediğim gibi değil. Öte yandan, inançsız olan veya ibadet etmeyen kişiler çok daha fazla kazanıyor, daha iyi bir hayat sürüyor.”
Bu düşünce, adalet arayışının bir yansıması. Hepimiz içten içe bir denge olsun, iyilik yapan iyilik bulsun, emek veren karşılığını alsın istiyoruz. Ancak hayatın işleyişi bazen bu beklentiyle örtüşmüyor ve bu da hayal kırıklıklarına, hatta inancımızı sorgulamamıza neden olabiliyor.
İnsan psikolojisi ödül-mükâfat sistemine dayanır. Küçüklüğümüzden itibaren iyi bir şey yaptığımızda övgü, ödül veya olumlu bir geri dönüş beklemeye şartlanırız. Bu, sosyal ilişkilerimizde olduğu kadar inanç dünyamızda da kendini gösterir. “İyilik yaparsam, iyi şeyler yaşarım” beklentisi, zihnimizde adil bir dünya algısı oluşturur. Ancak hayatın gerçeği çoğu zaman bu kadar basit değildir.
İyiliğin doğrudan maddi veya dünyasal bir kazanç getireceğine inanmak, bizi sürekli bir beklenti içinde tutar. Bu beklenti karşılanmadığında ise adaletsizlik duygusu devreye girer, kişi kendini mağdur hisseder ve öfke, hayal kırıklığı gibi duygular yaşamaya başlar. Oysa iyilik, sadece sonuç odaklı yapılması gereken bir şey değildir. Ahlaki bir seçim, içsel bir tatmin kaynağıdır.
İbadet etmek veya iyi bir insan olmak, bir tür ticaret değildir. “Ben bunu yapıyorum, karşılığında şu olmalı” düşüncesi, inancın özüne aykırıdır. İnanç, maddi bir kazanç aracı değil, ruhun huzura ulaşma yoludur.
İnsan, içsel huzuru dışsal koşullara bağladığında, hayatın adaletsizliğiyle her an sarsılabilir. Ancak vicdanı rahat bir şekilde uyuyabilmek, kalbinin sesini dinlediğinde huzurlu olmak, maddi kazançtan çok daha derin bir tatmin kaynağıdır. Gerçek anlamda iyi bir insan olmak, dış dünyanın ödüllerine bağlı olmaksızın, iç dünyada bir denge kurabilmektir.
Özetle, iyi bir insan olmanın garantisi daha iyi bir hayat değildir. Ama daha huzurlu bir kalp, vicdan rahatlığı ve anlam dolu bir yaşam sunar. Hayatın maddi dengeleri her zaman adil olmasa da, ruhun huzuru her zaman paha biçilmezdir.