Farklı Konular, Ortak Duygular

Mesafe

İnsan ilişkileri zamanla şekillenir. Bir dostluk, bir arkadaşlık ya da herhangi bir bağ, yalnızca bir tarafın çabasıyla ayakta kalmaz; karşılıklı anlayış, saygı ve özen gerektirir. Ancak bazen, farkında olmadan ya da bilinçli şekilde, insanlar kendi elleriyle mesafeler yaratır. Küçük ihmaller, söylenmeyen sözler, görmezden gelinen anlar ve kırıcı tavırlar… Tüm bunlar, tıpkı üst üste dizilen tuğlalar gibi, zamanla görünmez duvarlara dönüşür. Ve işin ironik yanı, bu duvarın yükseldiğini fark ettiğinizde ve artık bir mesafe koymaya karar verdiğinizde, suçlanan taraf siz olursunuz. Oysa bu mesafenin mimarı, en başından beri siz değil, o davranışları sergileyen kişidir.

Aynı durum, insanlar arasındaki saygı dengesinde de kendini gösterir. Birçok kişi, çevresindekilere kaba davranma hakkını kendinde görürken, o kabalığın onlara geri dönmesini asla istemez. Başkalarına sınır tanımadan kırıcı olabilirler, ancak biri onlara kendi sınırlarını hatırlattığında ya da aynayı tuttuklarında rahatsız olurlar. Halbuki ilişkilerin doğasında bir denge olmalıdır. Empati ve özen göstermeyen, karşılığında içten bir bağ da beklememelidir.

Sonuç olarak, zamanla öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri şu oluyor: Yapay ilişkiler kurmak, görmezden gelmek ya da sırf karşı taraf rahatsız olmasın diye her şeyi sineye çekmek sürdürülebilir değil. İnsan, bir ilişki içinde kendini güvende hissetmeli, duygularını saklamak zorunda kalmamalı. Bu yüzden, birileri kendi elleriyle bir duvar ördüğünde, o duvarın ardına çekilmekten çekinmemek gerekir. Çünkü gerçek bağlar, ancak karşılıklı özenle inşa edilir; tek taraflı fedakarlıklarla değil.