Farklı Konular, Ortak Duygular

Zaman Kaybı

Hayat dediğimiz bu yolculukta, aslında en kıymetli şeyin zaman olduğunu çok geç fark ediyoruz. Zaman, geri alınamaz, biriktirilemez, takas edilemez. Buna rağmen, çoğumuz bu paha biçilemez hazineyi hiç hak etmeyen insanlara, ilgimizi bile hak etmeyen olaylara, sonuçsuz tartışmalara ya da yüzeysel ilişkilerde eriyip giden anlara harcıyoruz. Farkında mıyız gerçekten? Yoksa hayat bizi akışına mı kaptırdı?

İnsan çoğu zaman “iyi niyetli” olduğunu düşünerek kendinden ödün veriyor. Birini üzmemek için kalıyor, bir şeyleri değiştirebilirim ümidiyle zaman harcıyor, “belki bu sefer olur” diyerek sabrediyor. Oysa her geçen dakika, kendi hayatından eksiliyor. İçsel huzur, gelişim, üretkenlik, keşif… Tüm bunlar beklemeye alınıyor. Neden? Başkaları mutlu olsun diye mi?

Gerçek şu ki; kendin için yaşamayı öğrenmek, bencil olmak değil. Aksine, en doğru yaşam biçimi bu. Çünkü sen iyi oldukça, sen mutlu oldukça, çevrene de ancak o zaman katkı sağlayabilirsin. Kendini geliştirmek, zihnini beslemek, ruhunu dinlemek… Bunlar sadece “kişisel gelişim kitaplarında” kalmamalı; hayatının merkezine oturmalı. Çünkü insan, en büyük iyiliği önce kendine yapmalı.

Bazen yalnız kalmak, yanlış insanlarla birlikte olmaktan çok daha iyileştiricidir. Uyuyarak geçen bir saat bile, enerjini emen, seni değersiz hissettiren bir ortamda geçirilen saatlerden daha değerlidir. Sessizlik, bazen en iyi arkadaştır. Çünkü içinde yankılanan ses sana aittir.

Hayat kısa, zaman hızlı, sen özelsin. Kendine dönmeyi, kendinle kalmayı, kendini dinlemeyi ihmal etme. Unutma; boşa harcanan zamanın geri dönüşü yok ama farkındalıkla yaşanan her an, hayatına yepyeni bir kapı aralayabilir.