Farklı Konular, Ortak Duygular

Potansiyelin Altında Hayatlar…

İnsanı hayatta en çok yoran, asla sahip olamayacağı şeyler değildir; en çok, sahip olabilecekken bir şekilde olamayanlardır. Yaşanması mümkünken yaşanamayan bir hayat fikri, ruhun derinliklerine işleyen sessiz bir sızı gibidir. Bu duygu, çoğu zaman fark edilmeden içimize yerleşir ve zamanla kendimize duyduğumuz saygıyı, hayata olan motivasyonumuzu ve benlik algımızı zedeler.

Psikolojide bu durumu açıklayan önemli kavramlardan biri “kendini gerçekleştirme”dir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepe noktasında yer alan bu kavram, bireyin potansiyelini gerçekleştirmesi, kendi değerleriyle uyumlu bir yaşam sürmesi anlamına gelir. Ancak birey, bu noktaya ulaşamadığında yani kendi potansiyelinin çok altında bir hayat sürmeye başladığında, içsel bir çatışma yaşamaya başlar. Bu çatışma; tükenmişlik hissi, sürekli bir memnuniyetsizlik, anlamsızlık duygusu ve hatta zamanla depresyona kadar varabilecek psikolojik sorunlarla kendini gösterebilir.

Ayrıca “öğrenilmiş çaresizlik” gibi kavramlar da bu tabloyu destekler. Kişi, zamanla kendi potansiyelini görmezden gelmeye, daha fazlasını istemeyi tehlikeli ya da gereksiz bulmaya başlar. Bunun sonucunda hayatını bir konfor alanında ama tatminsizlik içinde geçirebilir.

Potansiyelimizin altında yaşamak, dışarıdan sıradan bir hayat gibi görünse de içeride büyük bir yük taşır. Bu yük, kişi farkına varmadıkça büyür, ağırlaşır ve hayatın tüm alanlarına sirayet eder.

Peki bu duygudan nasıl kurtulabiliriz? İlk adım, bu hissi fark etmek ve kabul etmektir. Ardından, kişinin kendi değerlerini yeniden keşfetmesi, hedeflerini gözden geçirmesi ve küçük ama kararlı adımlarla yeniden inşa sürecine başlaması gerekir. Çünkü potansiyel, ancak harekete geçildiğinde anlam bulur.