Farklı Konular, Ortak Duygular

Başarı ve Destek 

Hayatta ilerlediğimizde, yeni bir iş kurduğumuzda, kariyer basamaklarını çıktığımızda ya da maddi anlamda güçlendiğimizde çevremizde farklı tepkiler görürüz. Bazı insanlar açıkça kıskanır, başarısız olmamızı ister. Bu, çoğumuzun fark ettiği ve nispeten tanıdığı bir durumdur. Ancak daha az konuşulan, ama en az kıskançlık kadar etkili bir başka olgu vardır: destekçilerin desteğinin zamanla azalması.

İlk adımlarınızda, hedefleriniz henüz küçükken, yanınızda olanlar, sizi cesaretlendirenler, “Sen yaparsın” diyenler olur. Bu destek, yolun başında çok kıymetlidir. Fakat ilginç bir şekilde, başarılarınız katlanarak arttıkça, aynı insanların desteği giderek azalabilir. Başarılarınız, artık onlarda gururdan çok farklı bir his uyandırmaya başlar.

İnsanların, bilinçli ya da bilinçsiz olarak koyduğu bir “destek limiti” vardır. Bu limit, sizin onların gözünde “yeterince başarılı” olduğunuz noktada devreye girer. Başta sizi yukarı çekmeye çalışan eller, artık sizi kendi konfor alanlarının çok ötesinde gördüğünde geri çekilebilir. Çünkü başarı, sadece sizin hayatınızı değil, onların kendi hayatlarını da yansıtan bir ayna haline gelir. Bu aynada, kendi eksikleri, ulaşamadıkları hedefler, yarım kalmış hayalleri görünür olur.

Bu durum, sosyal karşılaştırma teorisi ile açıklanabilir. İnsanlar, kendi başarılarını değerlendirmek için genellikle yakın çevreleriyle kıyaslama yaparlar. Siz, onların kıyas ölçütlerini aştığınızda, arada fark büyür. Bu fark, destekten çok mesafe yaratır. Bazen bu mesafe sessiz olur; bir tebrikin eksikliği, bir paylaşımın yapılmaması, eskisi kadar aramayan bir dost… Bazen ise pasif-agresif yorumlarla, başarılarınızı küçümsemeye çalışan cümlelerle kendini belli eder.

Bunun farkında olmak, en önemli adımdır. Herkesin sizi aynı coşkuyla alkışlamasını beklemek gerçekçi değildir. Başarınız, yolculuğunuzun bir parçasıdır; başkalarının sınırlarına takılmadan ilerlemek ise sizin sorumluluğunuzdur. Destek azalınca moralinizin düşmesine izin vermeyin. Unutmayın, sizi en başta yola çıkaran şey, zaten başkalarının alkışı değil, kendi inancınızdı.