Flamenco, İspanya’nın en güçlü kültürel simgelerinden biri. 18. yüzyılda Endülüs’te doğmuş, farklı kültürlerin ezgilerinden beslenerek bugüne kadar ulaşmış. Şarkı, gitar ve dansın birleşiminden oluşan bu sanat, aslında duyguların sahnedeki yansıması… Hüzün, sevinç, özlem ve tutku aynı anda içinize işliyor. Bu yüzden İspanyollar için flamenco yalnızca bir sahne gösterisi değil, adeta bir yaşam biçimi.
Geçtiğimiz günlerde Valencia’da, evimize yakın El Toro y la Luna’da bir flamenco gecesine katıldık. Kişi başı 20 euro karşılığında, bir kadeh içeceğin dahil olduğu rezervasyonumuzu yaptırdık. Mekân hem şık hem de samimiydi. Biraz erken gittiğimiz için sahneyi iyi gören masalardan birine oturmayı başardık.
Işıklar hafifçe karardığında önce gitarın tınısı duyuldu. Ardından güçlü bir sesle yükselen şarkı salonu doldurdu. Dansçılar sahneye çıktığında ise ritimli adımlar, zarif el hareketleri ve kostümlerin canlı renkleri herkesi bambaşka bir dünyaya taşıdı. Ayakların yere vurduğu her darbede kalbiniz hızlanıyor; gitarın tellerinde kaybolurken gözleriniz dansçının hareketlerinden ayrılamıyordu.
O an öylesine güzeldi ki, zamanın nasıl geçtiğini fark etmedik. Sahnedekilerin enerjisi bizi de içine çekti. Canlı izlemek, flamencoyu anlamak için gerçekten özel bir deneyim.
Eğer yolunuz İspanya’ya düşerse mutlaka bir flamenco gecesine katılın. Ancak gitmeden önce mekânlar hakkında biraz araştırma yapmanız faydalı olur.
Bizim için unutulmaz bir akşamdı. O geceye ait kısa bir videoyu da buradan izleyebilirsiniz.