Valencia’da dolaşırken bir noktada karşınıza çıkan “Puerta del Mar” ya da Valencia dilinde “Porta de la Mar”, sadece bir kapı değil, şehrin tarihine açılan bir pencere gibi. Burası eski şehir surlarının doğu yönündeki kapısıymış ve eskiden limana doğru uzanan ana yolların başlangıcı olarak büyük önem taşıyormuş.
İtiraf etmeliyim ki, günümüzde gördüğümüz yapı aslında orijinal kapı değil; yıllar içinde defalarca yıkılmış, yeniden yapılmış ve biraz da modern dokunuşlar eklenmiş bir kopya. Ama işin büyüsü burada başlıyor: her taşında Valencia’nın yüzyıllar boyunca yaşadığı değişimler ve tarihi olaylar saklı. Orta Çağ’da açılan bu kapı, Rönesans döneminde yenilenmiş, 1700’lerde kapatılmış, sonra özel bir gün onuruna yeniden açılmış. 19. yüzyılda kent surları yıkılırken kapı da ortadan kalkmış ama 1940’larda tekrar inşa edilmiş. Bugün önünde durduğunuzda aslında hem geçmişin hem de modern Valencia’nın birleşimini görebiliyorsunuz.
Yapının ortasında büyük bir kemer, yanlarında ise rölyefler ve Valencia armasını görmek mümkün. Her detay, cesareti, fedakârlığı, barışı ve ihtişamı simgeliyor. İlginç bir not: bir dönem Franco’ya ait bir yazıt da varmış, ama şimdi örtülmüş; tarihi hafızayı koruma çabası gibi düşünün.
Kapının hemen önündeki meydan, yıllar boyunca farklı isimler almış: Marqués de Estella, Plaza de la República… Son olarak 1980’de resmi adıyla “Porta de la Mar” olarak anılmaya başlamış. Ama ne adını değiştirirseniz değiştirin, burası Valencia’nın ruhunu, geçmişini ve şehirle liman arasındaki bağını hissettiren özel bir yer.
Benim için Puerta del Mar, Valencia’yı anlamanın bir yolu gibi; durup bakınca sadece bir kapı değil, şehrin yüzyıllara yayılmış hikayesini görebiliyorsunuz.
Daha fazlası için videoyu izleyebilirisniz.