Bir süredir üzerine düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istiyorum.
İnsan olarak hepimiz hayatlarımızı bir şeyler biriktirerek geçiriyoruz. Kimi para, kimi mülk, kimi anılar biriktiriyor. Ben ise insan biriktiriyorum. Çünkü psikoloji bize, insanın en temel ihtiyaçlarından birinin aidiyet ve anlam arayışı olduğunu söylüyor. Para, statü, başarı gibi şeyler bir noktaya kadar tatmin sağlarken, en derin ve kalıcı mutluluğun ilişkilerimizden geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Harvard’ın 80 yılı aşkın süredir yürüttüğü “Grant Study” adlı araştırma da bunu doğruluyor: Uzun ve mutlu bir hayatın sırrı ne servet ne de kariyer başarısı, sıcak ve güçlü insan ilişkileri.
Bu yüzden, hayatımın merkezine insan kazanmayı koydum. Ama burada önemli bir nokta var: İyi insan olmak, herkesin beklentilerine uymak ya da kendini feda etmek değil. Aksine, bilinçli bir seçim yapmak, değerlerini korumak ve kendini güçlü bir şekilde var etmek anlamına geliyor. Şahsiyet dizisindeki Haluk Bilginer gibi, ben de iyi olmayı seçiyorum. Ama bu, dünyayı pembe gözlüklerle gördüğüm anlamına gelmiyor. İnsanların niyetlerini, söylenmeyenleri, davranışlarının ardındaki motivasyonları fark edebilecek kadar gözlemciyim. Birçok insanın düşündüğünün aksine, nazik ve anlayışlı olmak, zayıflık ya da saflık değil; aksine, duygusal zekânın, kendini kontrol edebilmenin ve bilinçli bir şekilde hareket edebilmenin göstergesi.
Psikolojide “karşılıklılık ilkesi” diye bir kavram vardır. İnsan, kendisine nasıl davranılıyorsa ona göre şekillenir. Eğer nezaketle yaklaşırsan, çoğu zaman nezaketle karşılık görürsün. Eğer sert ve mesafeli olursan, çevrendekiler de öyle olur. Bu yüzden, ben dünyaya yaymak istediğim enerjiyi seçerek hareket ediyorum. Kendi değerlerimden ödün vermeden, kalbimi koruyarak iyi bir insan olmayı seçiyorum.
Tabii, bu seçim her zaman kolay olmuyor. Modern dünyada bencillik çoğu zaman avantajlı, rekabet daha doğal, samimiyet ise bazen zayıflık gibi görülebiliyor. Ama nörobilim bize gösteriyor ki, iyilik yapmak ve paylaşmak beynimizde dopamin ve oksitosin salgılanmasını sağlıyor, yani aslında iyi olmak, sadece etik bir duruş değil, aynı zamanda insanı biyolojik olarak da daha mutlu eden bir şey.
Bu yüzden, sizin frekansınıza katılmamam, sizi anlamadığım anlamına gelmez. Sadece, herkesin kendi yolunda yürüdüğüne inanıyorum ve ben, kendi yolumu iyilikten yana çiziyorum. Çünkü günün sonunda, insanın en büyük mirası geride bıraktığı izlerdir. Benim izlerim, sevgiyle, nezaketle ve bilinçle anılsın isterim.
İyi bir insan olmayı seçiyorum. Ya sen ?