Farklı Konular, Ortak Duygular

Kaderini Sev

Uzun süredir hayatımda uyguladığım bir yaklaşım var: Savaşmak yerine kabul etmek. Başıma gelen her olayda önce durup kendime şunu soruyorum: “Şimdi ne yapabilirim?” Eskiden “Neden ben?” diye düşünürdüm. Şimdi ise “Buradan bana ne öğreti çıkıyor?” diye bakıyorum. Bakış açısı değiştiğinde yük gerçekten hafifliyor.

Bazen bir çıkış yolu oluyor. Küçük bir karar, farklı bir bakış açısı, net bir sınır… Bazen de hiçbir çözüm görünmüyor. İşte o noktada vazgeçmeyi öğrenmek devreye giriyor. Vazgeçmek pes etmek değil; kontrol edemediğin şeyi zorlamayı bırakmak. Fakat bazı anlar var ki ne mücadele etmek işe yarıyor ne de vazgeçmek. İşte tam orada kaderini sevmeyi seçiyorum.

Olaylarla savaşmadığında, onları sürekli başkalarına anlatıp zihninde tekrar tekrar büyütmediğinde her şey daha sade ilerliyor. Çünkü insan anlattıkça yeniden yaşar. Zihin, yaşananı tekrar tehdit gibi algılar. Beden gerilir, duygu büyür. Oysa “Evet, bu oldu” dediğin anda bir gevşeme başlar. Direnç azaldıkça stres azalır. Kabul arttıkça zihinsel esneklik gelişir. Esneklik ise ruh sağlığının en güçlü dayanaklarından biridir.

Yaşanan olumsuzluklar çoğu zaman sadece bir problem değil, aynı zamanda bir öğretidir. Yanlış bir ilişki sınır koymayı öğretir. Kaybedilen bir fırsat kim olduğunu yeniden sorgulatır. Reddedilmek, öz değerini dış onaydan ayırmayı öğretir. Hayat bazen anlamadığımız konuyu farklı kişiler ve farklı sahnelerle tekrar karşımıza çıkarır. Dersi aldığımızda döngü kırılır.

“Kaderini sevmek” düşüncesi, Nietzsche nin sıkça vurguladığı “Amor fati” anlayışıyla anılır. Ancak bu kavram kuru bir kabulleniş değildir. Hayata boyun eğmek ya da pasifleşmek anlamına gelmez. Aksine, yaşanan her deneyimi planladıklarını da hayal kırıklıklarını da yaşamının bilinçli bir parçası olarak sahiplenmeyi ifade eder.

Buradaki incelik şudur: “Keşke olmasaydı” demek yerine, “Bu da benim yolumun bir parçası” diyebilmektir. Yaşananı inkâr etmeden, dramatize etmeden, ondan kaçmadan… Onu kişisel dönüşümünün ham maddesi olarak görebilmektir. Çünkü insanı büyüten sadece güzel anlar değildir; zorlayan, sarsan ve yüzleştiren deneyimlerdir.

Kaderini sevmek, hayatın getirdiklerini romantize etmek değildir. Acıyı yok saymak hiç değildir. Kaderini sevmek; yaşanan her şeyi içsel gücünü inşa eden yapı taşlarına dönüştürebilmektir. Kontrol edebildiklerin için sorumluluk alırken, kontrol edemediklerinle kavga etmemektir. Hayatla inatlaşmak yerine onunla akmayı seçmektir. Çünkü bazen en büyük güç, savaşmayı bıraktığın anda ortaya çıkar.